PROF. DR. AHMET ÖGKE | Ağustos | 2015 | KÖŞELER | Okunma: 1371
Mutasavıflar, riyazet ve mücahede adı verilen çeşitli eğitim yöntemleriyle nefslerini terbiye etmeleri neticesinde yaşadıkları manevi tecrübeleri ve bu sayede elde ettikleri ilmi ve irfani bilgileri başkalarına anlatırken, kendilerine has özel bir dil kullanırlar. Sufilerin kendilerine özgü bu lisanına, remzi dil, işaret dili, kuş dili, mana dili gibi çeşitli isimler verilir. Mana dilinin en belirgin özelliği, tasavvufa ait yüksek irfani hakikatlerin, çeşitli mecazlar, benzetmeler, teşbihler, temsiller, semboller ve metaforlarla ifade edilmesidir. Bu ifade biçimi, sufilerin, yaşadıkları kişisel manevi hal ve tecrübelerini muhataplarına aktarırken, başka bir ifadeyle bunları bilgiye dönüştürürken başvurdukları en temel yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Onların kullandıkları bu üslup, anlatılması güç soyut konuların, somut kavramlar aracılığıyla kolaylıkla ifade edilmesini sağlamaktadır. Söz konusu anlatım tarzında, duyular sayesinde bilinen, görülen ve madde olarak algılanan nesnelerden hareketle bilinmeyen, görülmeyen ve mana olarak var olan değerler, benzerlik taşıyan bazı yönleriyle ilgi kurularak ifade edilmektedir.
Mesela, faydalı ve hak sözden anlamayan cahil kimselerin katılaşmış ve kararmış kalpleri, tabiatta sertliğiyle bilinen bir nesneyle, taşla hatta kara taşla anlatılmıştır. Yine âşıkın aşk ve ayrılık ateşiyle yanıp yıkılmış gönlü, yıllarca kullanıldıktan sonra terk edilen, harap olmuş, yıkıntı haline gelmiş bir ev (virane, harabe) motifiyle izah edilmiştir. Hemen akabinde, eski devirlerden kalma hazinelerin yıkılıp harap olmuş viranelerde bulunacağı fikrinden hareketle, marifet ve hikmet hazinelerinin de ancak dünya kaygısından arınmış ve aşk ateşiyle yanıp yıkılmış gönül viranesinde bulunabileceği söylenmiştir. Arifin gönlüne doğan ve onun yolunu aydınlatan İlahi nur, bilgi ve marifet, karanlık yerleri ışığıyla aydınlatan çıra ve kandil motifiyle dile getirilmiştir. Uzak yerlere yolcu ve ticari eşya taşıyan kafile, yük ve binek hayvanı katarı -kervan-, tarikat ve hakikat yolcularını maksuda, vuslata, yani Hakk’a götüren tarikat silsilesini ve onda yer alan şeyhleri ifade etmek üzere kullanılmıştır.

(Yazının tamamı İlim ve İrfan dergisi Ağustos (2015) sayısında.)

Ben fakir bir kul olarak, Şeyh Hazretlerinin adap ve ilkelerine...

Önce şu temel ilkeyi koyalım: Allah Teala niyetlere bakar ama insanlara da eylemlerimiz dokunur....

İlim ve İrfan dergisinin Temmuz, 2020 sayısı (sayı: 95) "Kalbin ameli olarak niyet" dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016