SAADETTİN ACAR | Haziran | 2018 | BAŞLARKEN
Daha önce yazmıştım, önemine binaen yeniden paylaşmak isterim:Yeryüzündeki en güzel tüylü hayvanın tavus kuşu olduğu söylenir. Rengarenk kanatlarını açtığında, bu güzelliğe hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağı iddia edilir.
Bu hayvan nerede yaşar, varlığını nasıl sürdürür bilmem ama onunla ilgili dikkate değer bir anektod bilirim:
Hayvanlar arasında, güzelliğiyle bunca şöhrete sahipken, bütün diğer kuşlar onun yerinde olmak için adeta can atarken, tavus kuşu devamlı mahzun ve başını önüne eğmiş bir şekilde düşünüp durmaktadır. Oysa, normal şartlarda bu güzelliğe sahip olan birinin, çok mutlu, havalı ve hatta burnunun biraz kalkık olması bile beklenir, değil mi? Ama gel gör ki o güzelim tavus kuşu adeta yas tutmaktadır. Peki bu kocaman cüsseli ve o güzelim kanatlarını açtığında adeta bir gökkuşağını andıran hayvanı böylesine hüzünlendiren nedir dersiniz? Denir ki, efendim, tavus kuşunun simsiyah bacakları vardır. Bu güzel hayvancağız da, kendisine çirkin görünen bacaklarına bakıp bakıp üzülürmüş. Bundan dolayı da güzel tüylerini, rengarenk kanatlarını, herkesin kendisine hayranca bakışını umursamazmış: Çünkü bacakları simsiyah ve çirkindir. Halbuki kanatlarıyla örttüğü için kimsenin parmaklarını gördüğü de yok, kaldı ki bu olağanüstü güzelliğin içinde kimsenin siyah bacaklarıyla ilgileneceği de yok. Ama tavus kuşu bunların hiçbirisine aldanmaz, insanların bilmemesi bir hakikati değiştirmez çünkü: Simsiyah bacakları vardır ve bu onun neşesini kaçırmak ve başını önüne eğdirmek için yeterlidir. Bu durumu ünlü yazar Montaigne, Denemeler’inde “Tavus kuşuna haddini bildiren, ayaklarıdır” sözleriyle tablolaştırmaktadır.
Şimdi bu anektodu zihninizin bir tarafında tutun. He hemen ardından da şu menkibeye kulak kesilelim hep beraber:
Bir büyük Allah dostu, ihvanıyla birlikte bir sefer halindedir. Mevsim yaz ve havalar kavurucak denli sıcaktır. Yollarının bir yerinde bir köpek leşine rastlarlar. Öldükten sonra diğer hayvanlar tarafından paramparça edilmiş hayvancağız. Bundan ötürü de etrafa çok kötü bir koku yaymakta, bu ağır kokuya birkaç metre mesafede bile tahammül edilememektedir. Bununla birlikte leşin üzerinde uçuşan bir sinek bulutu, hayvanın yanından geçişi daha da zorlaştırmaktadır. Leşe yaklaştıkça ihvanın kimi yollarını değiştirmekte, kimi de yüzünü çevirerek leşin yanından hızla geçmeye çalışmaktadır. Kimisi ise burnunu kapatıp aceleyle bu çirkin manzaradan uzaklaşma telaşındadır. Allah dostunda ise telaştan öte bir dikkat var, hatta gitgide adımları yavaşlamaktadır. Leşe çok yakın bir yerde durur ve hayranlıkla hayvana bakar. Sevenleri durumdan bir şey anlamamış, uzaktan meseleyi anlamlandırmaya çalışmaktalar. “Efendi, bu çirkin manzarada, tahammül edilmesi güç bu kokunun içinde ne aramaktadır?” Bir süre seyrettikten sonra, sinek vızırtılarına aldırış etmeden uzaklaşır Efendi. İhvanın şaşkınlığı dorukta. Gözlerinde ve tavırlarında aynı soru: “Ne oldu?” Efendi bir şeyler söyleme gereği duyar. Açıklama çok kısa: “Dikkat ettiniz mi hayvana! Ne güzel dişleri vardı?” Hepsi bu kadar.
Ve şimdi bu iki ‘durum’u birlikte okumayı deneyelim: Birisinde çok büyük bir güzelliğe sahipken kendinde bir eksik bulan ve bundan dolayı başını önüne eğen tavus kuşu. Diğerinde çok kötü ve çirkin bir manzarada bile güzellik arayan bir bakış.
Ve sufilerden biri dedi ki: “İnsan nefsine karşı, kendisi sözkonusu olduğunda tavus kuşu gibi olmalı; kendisinde ne kadar güzellik ve ön plana çıkarılmaya değer özellik bulunursa bulunsun, daima eksiklerini aramalı, günahlarıyla meşgul olmaldır. Başkasına karşı, öteki sözkonusu olduğunda da, o Allah dostu gibi hep güzel bir şeyler aramalı.”

Milli ve dini hatıralarını her yıl canlandırmak, bütün haşmet ve ciddiyetleriyle kutlamak;...

Bakmakla yetinmek, yüzeyde, çeru çöpte kalmaktır....

İlim ve İrfan dergisinin Kasım sayısı çıktı. ...

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016