SAMİ BAYRAKÇI | Ağustos | 2015 | KÖŞELER | Okunma: 1343
Nakşibendi silsilesinin on dokuzuncu halkası Ubeydullah Ahrar (ks), 1404 yılında Taşkent’e bağlı Bağıstan’da dünyaya geldi. Neseben Hazret-i Ömer’e uzanan ilim ve irfan ehli bir ailenin evladı olan Ahrar Hazretleri, dayısı İbrahim Şaşi’nin yönlendirmesi ile dönemin ilim merkezleri olan Taşkent, Buhara, Semerkant ve Herat’ta eğitim aldı.
Ubeydullah Ahrar Hazretleri, Hace Ahrar, hürlerin şeyhi, üstadı namıyla anılmaktadır. Gönlü dünya malından ve iki cihan kaygısından azade olduğu için kendisine bu ismin verildiği nakledilmektedir.
Fenni ilimlerle meşguliyetinin ardından Çiganyan’da Nakşibendi silsilesinin köşe taşlarından Yakup Çerhi (ks) ile tanıştı. Şahsi kabiliyeti ve daha önce görüştüğü şeyhlerden aldığı manevi terbiye sayesinde kısa sürede büyük lütuflara mazhar olan Ahrar Hazretleri, seyr-ü sülûkunu tamamlayarak şeyhinden aldığı izin ve icazetle Herat’a dönerek irşada başladı.
Yakup Çerhi Hazretleri kendisi hakkında şöyle buyurdu, “Mürit dediğin, mürşidinin huzuruna böyle gelmeli. Her şeyiyle manen hazır olmalı. İş sadece icazet yazmaya kalmış. Lambayı, yağı ve fitili hazırlamış, sadece kibriti çakmak gerekiyor.”

Hizmetin zirvesi
Herat’ta bir kısmı ilim muhitinden, bir kısmı devlet ricalinden olmak üzere muhtelif kesimlerden pek çok mürit ve halife yetiştiren Ubeydullah Ahrar Hazretleri himmeti, halka hizmette arayanlardandı. Tasavvufu, başkalarının yükünü taşımak, kendi yükünü başkalarına taşıtmamak olarak anlar ve müritlerine daima hizmeti tavsiye ve telkin ederdi. “Ben bu yolu tasavvuf kitaplarından okuyarak değil halka hizmetle elde ettim. Herkesi bir yoldan götürürler, bizi hizmet yolundan götürdüler.” sözü de hizmete verdiği değeri açıkça beyan etmektedir. Hizmete yüklediği bu büyük anlam dolayısıyladır ki, hayatı boyunca tanıdığı-tanımadığı, dost-düşman herkese hizmet etmiştir. Ubeydullah Ahrar Hazretlerinin özellikle hastalara, yaşlı ve düşkünlere hizmetleri konusunda anlatılanlar pek çoktur. Nitekim rivayetlere göre Semerkant’ta Mevlana Kutbeddin Medresesinde yatalak birkaç hastanın bakımını üstlenmişti. Her gün bu hastaların altlarını temizler, karınlarını doyururdu. Bir müddet sonra bu hastalardaki sıtma mikrobu kendisine de bulaştı. Fakat o haliyle bile hastaların hizmetlerini aralıksız sürdürdü, sularını getirdi, elbiselerini ve altlarını temizlemeye devam etti, karınlarını doyurdu.

(Yazının tamamı İlim ve İrfan dergisi Ağustos (2015) sayısında.)

Ben fakir bir kul olarak, Şeyh Hazretlerinin adap ve ilkelerine...

Önce şu temel ilkeyi koyalım: Allah Teala niyetlere bakar ama insanlara da eylemlerimiz dokunur....

İlim ve İrfan dergisinin Temmuz, 2020 sayısı (sayı: 95) "Kalbin ameli olarak niyet" dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016