İLİM VE İRFAN | Kasım | 2019 | AYIN KONUSU
KAİNATA İNEN NUR: RESULULLAH EFENDİMİZ (sas)

Allah Tealaya bizlere ikram ettiği her beden ve ruh nimeti için şükretmeliyiz. Bedenimizde veya ruhumuzda bir maraz meydana gelince tebdilimiz şaşıyor. Allah’ın bizlere ikram ve ihsan ettiği en büyük nimet şüphesiz iman nimetidir. Bedenimiz de ruhumuz da ömürlerini tamamlayacak, bedenimiz toprağa, ruhumuz da Allah’a arz olunacak. Ruhumuz, iman nuruyla dolu değilse, Hazret-i Muhammed’e ve bütün getirdiklerine iman edip gereğince yaşamadıksa bizlere yazık olacak. Allah hepimizi kötü akıbetten muhafaza buyursun.
İman nimetini Peygamber Efendimizin izinde ve O’nun yaşadığı gibi yaşayacağız. Başka bir yol ve yöntem, başka bir usûl ve tecrübe yoktur. Yemesinden içmesine, ibadetinden takvasına, beşeri münasabetlerinden aile reisi olmasına kadar yegane ölçü, yegane rehber, yegane yol gösterici Resulullah Efendimizdir.
Nasıl güneş olmasa veya dünyamıza doğmasa bütün hayat karanlıklara gömülür, ne aydan ne de yıldızlardan bir ışık bulabiliriz işte bunun gibi Resulullah yoksa hayatımızda ebedi karanlıkta kalmışız demektir. O’ndan olmaksızın nur diye sığınılacak her yer ancak sönmüş bir yıldız mesabesinde olur.
Dünyamızın ve ahiretimizin yegane sığınağı önderimiz Peygamberimiz 12 Rebiü’l-evvel ayında teşrif etti kainatı.
Biz de hürmeten, edeben bilhassa ticaret hayatında, aile reisi olarak ve hayat içindeki tavırlarıyla O’nu (sas) yeniden anlamak istedik. Çünkü ulu Peygamberimiz ashabı arasında yaşamış, Ensarın ve Muhacirinin içerisinde bulunmuş, müşriklerle mücadele etmiş, ömrünü İslam’ı tebliğ ve yaşamakla geçirmiştir. Hanımları, kızları, oğulları, torunları, damatları O’nun (sas) hayatının parçasıdır. Hayatın içinde olan bir Peygamber bizim de hayatımızda olmalı, bizim hayatımız da O’nunla (sas) kaim ve daim olmalıdır. Peygamber Efendimizin şemaili, ahlakı, savaşları, sireti ve sureti kısaca bütün ömrü ashabı tarafından hafıza altına alınmış, nakledilmiş ve kıyamete kadar ümmet için örnek teşkil edecek şekilde belirlenmiştir.
Son devrin büyük alimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır Efendi meşhur tefsirinin başında Allah’a yakarmakta, devamında da habibi Resullah Efendimize olan tazimini arz etmektedir: “Sevdin habibini kainata sevdirdin. Sevdin de hıl’at-i risaleti giydirdin. Makam-ı İbrahim’den makam-ı Mahmud’a erdirdin. Server-i asfiya kıldın, hatem-i enbiya kıldın, Muhammed Mustafa kıldın. Salat ü selam, tahiyyat ü ikram, her türlü ihtiram O’na, O’nun aline, ashabına, ailesine ve etbaına ya Rab!” Hersekli Arif Hikmet Beyin mısraları ve ardından dosyamızla sizleri baş başa bırakıyoruz:
Hüda’nın en büyük ihsanı sensin ya Resulallah
Benim her derdimin dermanı sensin ya Resulallah!

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATINDAN HAYATIMIZA ÇİZGİLER
HAMZA TOPRAK

Peygamber Efendimiz bütün insanlık için gönderilmiş, kutlu bir elçi, güzel bir örnektir. O’nun (sas) ömrü bizim için rehberdir. Kur’an O’nda (sas) hayat bulmuş, ahlak O’nda (sas) kemale ermiştir. Ümmeti olarak bizlere düşen de hayatını hayatımız etmemiz, yolunu yolumuz bilmemizdir. O’na (sas) aykırı giderek İslam olmak ve kalmak mümkün müdür? O’ndan (sas) uzak düşerek selamete erebilir miyiz?
Alimler, arifler, sıddıklar, şehitler hep O’na (sas) koşmuşlar, O’nun (sas) yolunda bir toz, toprak olmayı şeref saymışlardır. Kıyamete kadar gelecek herkes ancak O’nun (sas) yoluyla iman ve İslam yoluna erecektir. Bizler de aynı mesuliyetin aynı hassasiyetin peşindeyiz. O’nun (sas) ömür çizgisinden satırlarla kendimize yer ve yön buluyoruz:
Peygamber Efendimiz elbisesini diker, pabucunu yamardı. İşlerden en çok sevdiği söküğü dikmekti.
Kendisini şu üçten tamamen arındırmıştı: Tartışma, çok ve lüzumsuz konuşma, kendisini ilgilendirmeyenden ilgisini kesme.
Az konuşurdu, az anlatırdı fakat savaşı emrettiği zaman kollarını sıvar ve düşmana karşı insanların en çetini ve en güçlüsü olurdu.
Allah Resulü insanların en yumuşak huylusu, en sabırlısı ve öfkesine en fazla hakim olanı idi.
Yün cübbe giyerdi, nalın tamir eder, gömlek yam
ar ve şöyle derdi: “Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” Hasır üzerinde ve tabaklanmış deri üzerinde -post üzerinde- namaz kılardı.
Hiçbir yemeğe kusur bulmamıştır, canı çekerse yemiştir, aksi halde yememiştir.

AİLE REİSİ OLARAK PEYGAMBER EFENDİMİZ
PROF. DR. SELAHATTİN YILDIRIM

Ahir zaman ümmeti olarak bizler Hazret-i Peygamber sebebiyle büyük bir nasip ve şeref taşımaktayız. Resul-i Ekrem Efendimiz, Cenab-ı Hakk’ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği ve kendisine habibim şeklinde hitap ettiği ahir zaman nebisidir. Süleyman Çelebi bu durumu oldukça veciz bir biçimde şöyle dile getirir: “Ümmetin olduğumuz devlet yeter, hizmetin kıldığımız izzet yeter.” Hiçbir mü’min ferdinin şahsi çabasıyla elde edemeyeceği ve bedelini ödemeye güç yetiremeyeceği bu muazzam nimetin yanında Hazret-i Peygamber ümmetine karşı son derece hassas ve duyarlı davranmış ve dünya-ahiret saadeti için kendilerine lüzumlu bütün hususları en ince ayrıntısına kadar beyan ve izah etmiştir. Ebu Zer’den (ra) nakledilen şu rivayet bu durumu açık biçimde ortaya koymaktadır: “Resulullah vefat edip aramızdan ayrıldığı zaman gökte uçan kuşa varıncaya kadar -her konuda- bizi bilgilendirmişti.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, V, 162)

HAZRET-İ PEYGAMBERİN SÜNNETİNDE TİCARET
DR. İBRAHİM TOZLU

Hazret-i Peygamber Hicaz topraklarında İslam’ı tebliğ etmeye başladığında bu coğrafya öteden beri ticaret kervanlarının değişmez güzergahıydı. Kur’an-ı Kerim İslam öncesi Hicaz’da yaşayanları anlatırken bölge insanının kışın Yemen’e yazın Şam’a ticaret kervanları yürüttüklerini hatırlatır. Akabinde, “Onlar şu evin -Kabe’nin- Rabbine kulluk etsinler!” (Kureyş, 3) uyarısında bulunur. Bu ikaz, Arap toplumunda panayırların çok yaygın olduğu dikkate alınırsa bir kat daha önem arz eder. Zira Mekke’nin bağrından çıkmış son Peygamber, küçük yaştan itibaren ticaretin içinde yer almış hatta ilk evlendiği eşiyle ticaret vesilesiyle tanışmıştır. Bu toplumun bir ferdi olarak zahiren de farklı beşeri bir tecrübeye sahiptir. İslam, böylesi bir nebinin peygamberliğiyle artık bu topraklarda ticarette de yeni bir nizam kuracak ve dünya-ahiret hayatına denge getirecektir.

(Dosya yazılarının tamamı derginin 87. sayısında.)

Milli ve dini hatıralarını her yıl canlandırmak, bütün haşmet ve ciddiyetleriyle kutlamak;...

Bakmakla yetinmek, yüzeyde, çeru çöpte kalmaktır....

İlim ve İrfan dergisinin Kasım sayısı çıktı. ...

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016