İLİM VE İRFAN | Kasım | 2014 | AYIN KONUSU | Okunma: 2383
BİZE DÜŞEN GÜZEL BİR SABIRDIR

Sabır, güçlü ve dirençli olmak; üzüntü, başa gelen sıkıntı ve belalar karşısında direnç göstermek, olumsuzlukları olumlu kılmak için gösterilen metanettir. Telaş, kaygı ve yakınma sabrı yok eden, sabrın getireceği olumlu ve hayırlı neticeleri daha baştan ortadan kaldıran olumsuz hallerdir. Sabır akıl ve zekanın, telaş, kaygı ve yakınma acizliğin ifadesi sayılmıştır.

Düşünen bir kimse haramlardan sakınma konusunda gösterilen sabrın Allah’ın azabına sabretmekten daha kolay olduğunu bilir. Sabır, nefsi telaştan, dili şikayetten, organları çirkin davranışlardan koruma, nimet haliyle mihnet hali arasında fark gözetmeyip her iki durumda sükunetini muhafaza etme, Allah’tan başkasına şikayette bulunmama şeklinde de tarif edilmiştir. Bunlar bela ve musibet karşısında sabırdır.

Allah’a itaat, hayırlı ve salih amellere devam konusunda da sabır gerekir. Zira nefs ve şeytan insanı bunlardan alıkoymak için vardır. Gerek bela ve musibetler gerekse de ibadet ve salih ameller konusundaki sabrımız bizleri Allah’ın rızasına erdirmek için İlahi bir ikramdır.

Kur’an’da bildirildiğine göre Allah insanları korku, açlık, yoksulluk, yakınların ölümü, ürün kaybı gibi musibetlerle imtihan eder. Bu musibetleri sabırla karşılayanların ve Allah’a teslimiyet gösterenlerin Rablerinin lütfuna, rahmetine ve ebedi kurtuluşa erecekleri müjdelenir.

Sabretmek bu erdeme sahip olanlar için çok hayırlı bir davranıştır. Sabır peygamberlerin niteliklerindendir. Bir kimsenin kendisine kötülük edenleri adil bir şekilde cezalandırması haktır ancak sabır göstermesi daha hayırlıdır. Sabretmek gerekir bu da ancak Allah’ın ihsanı sayesinde olur. Sabrın ikizi sayılabilecek şükür de hayatın ve nimetlerin gerçek sahibini dilden ve kalpten çıkarmamaktır.

Tasavvuf merkezli kalp hayatında sabır hayati bir öneme sahiptir. Allah’ın evliyasına bela ve musibet vermediği, bela ve musibete evliyasıyla eza ettiği beyan edilir.

Allah Teala da saburdur, çok sabırlıdır. O’nun isimlerinden biridir, sabur. Yine, Allah sabredenlerin yanındadır. Şüphesiz bu hayatta, Allah’ın kulları olarak hepimize düşen artık güzel bir sabırdır.

İMANIN İKİ YARISI: SABIR VE ŞÜKÜR
DOÇ. DR. SELAHATTİN YILDIRIM

Sözlükte şükür görülen herhangi bir iyiliğe karşı gösterilen memnuniyet ve minnettarlık anlamına gelir. Istılahta ise Allah tarafından insana bahşedilen duygu, düşünce ve azaları yaratılış gayesi istikametinde kullanmak demektir ki kalple, lisanla ifa edilebileceği gibi bütün uzuvlarla da yerine getirilebilir. Şükür imanın yarısıdır. Diğer yarısı ise sabırdır. Yani iman sabır ve şükürden ibarettir. Allah Teala Hazretleri kullarına şükrü emretmiş, zıddı olan nankörlükten de sakındırmıştır.

İmam Kuşeyri’ye şükür üç kısımdan ibarettir: 1. Bedenle şükür. Bu, azaları Allah’a itaatte kullanmakla olur. 2. Kalp ile şükür. Bu, kalbi Allah’ı tanıma ve zikrinin dışında kullanmamaktır. 3. Lisan ile şükür. Bu da lisanı Allah’ın zikrinde ve methinde kullanmaktır. Sadece lisan ile “Ya Rabbi şükür” demek şükür değildir. Hakîmler şükrü dil ile söylemekten ibaret zannedenleri elbisesini elinde tutup giymeyen güneş ve yağmurdan korunamayan zavallı insana benzetmişlerdir. Şükür konusunda alimlerin ariflerin ve hakîmlerin ittifakla kabul ettikleri tarif şudur: Şükür elde olanı muhafaza etmek, elde olmayana da sahip olmak demektir. Hakîmlerden biri şöyle demiştir: “Sahip olduğunuz nimetleri şükürle bağlayın. Çünkü vahşi hayvanların kaçıp gittiği gibi nimet de o hızla insanın elinden çıkar.”

SABIR VE ŞÜKÜR MAKAMI
ABDULLAH TAHA ORHAN

İnsanoğlunun varoluşuyla alakalı en önemli kavramlardandır şükür ve sabır. Varlığımız bütünüyle bir şükrün ifadesidir âlemlerin Rabbine. Varlık yolculuğumuzun dünya durağı özel olarak Hakk’tan perdeli oluşumuzla, genel olarak ise imtihan sırrınca sabırla tarif edilebilir ancak. Dünya hikmet yurdudur. Kudretin hikmete galebe çalacağı ahirete erişmeden evvel hikmetlere sabırla yaklaşması, ardındaki ilim, irade ve kudret elini görmesi, bir diğer deyişle marifete ulaşması beklenir kuldan. Kulun marifetten istifadesi ne kadar fazla olursa şükrü de o denli fazla olacak, şükrü arttıkça marifeti de artacaktır. Nitekim Cenab-ı Hak, “Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi arttırırım.” (İbrahim, 7) buyurmaktadır hitab-ı ezelisinde.

Bu perspektiften bakıldığında, nasıl dünya ve ahiret, ya da kudret ve hikmet aynı Rabbani hakikatin iki farklı yüzü ise şükür ve sabır da aynı hakikatin iki farklı tecellisi olarak değerlendirilebilir. Efendimizin şu hadis-i şerifi tam da buna işaret eder, “Mü’minin işi ne harika! Onun bütün işleri hayırlı ve kazançlıdır. Mü’min bir nimete nail olduğunda şükreder, bu onun için hayır olur. Darlık ve sıkıntıya düştüğündeyse sabreder, bu da onu için hayır olur. Bu ise ancak mü’mine has bir durumdur.” (Müslim, Zühd ve Rekaik, 64)

Hadiste şükür ve sabrın doğrudan imanla ilişkilendirilmesi ve bu hasletlerin ancak mü’minlere has olabileceği de ayrıca altı çizilmesi gereken bir husus olarak karşımızda duruyor. Mü’min, Hakk’a olan imanıyla, O’ndan gelen her şeye aynı şekilde, layık olduğu veçhile mukabele ediyor; nimete şükrediyor, musibete sabrediyor. Bir anlamda musibet nimet, sabır ise şükür oluyor mü’min için. Bir diğer deyişle, mü’min için musibete de, nimete de hem sabır hem şükür gerekir. Nitekim sufilere göre nimete sabretmek, nimeti Hak için kullanmak ve onun vasıtasıyla Hakk’tan gaflete düşmemek, musibete sabretmekten daha zordur.

SABIR OLGUNLAŞTIRIR
DOÇ. DR. AHMET ALBAYRAK

Sehl bin Abdullah Tüsteri Hazretleri, sabrın, yüce Allah bir çıkış kapısı açar diye beklemek olduğunu söyler. Allah yolunda ilerleyen salik için sabır hem ilk kalkış noktasıdır hem yolun devamını sağlayacak olan güçlü bir maneviyat enerjisidir hem de bu yolun ilerleyen aşamalarında mü'mini teskin eden Rabbani bir sırdır.

Sabır, güçlüyken imkanların geniş bile olsa, aczinin farkına varmaktır. Acz, hakikat sarayının kapısını açan bir anahtardır. Hakikat yoluna yönelenlerin bilmesi gerekli olan temel şey, belalara, sıkıntılara sabretmeden sır ve hikmetlerin kapısının açılmayacağıdır. Mevlana Hazretlerine göre bu kapıyı açacak en önemli anahtar sabırdır: “Eğer tamamıyla zorluklara daldın ise, daralıp kaldın ise sabret; sabır genişliğin anahtarıdır.” (Mesnevi, Cilt I/ Beyit, 2920) Böylece sabır, insanın Yaratıcısına olan güvenini ve O’na olan teslimiyetini gösterir.

Kâmil bir mü’min, imanıyla yöneldiği yüce varlığa bütün hücreleriyle güvenir. İmanın tezahür ettiği kalbi taşıyan kendi zatına güvenir. Çevresinde kendisi gibi olan kişilere güvenir. İbn Arabi Hazretlerinin Müslümanlara Nasihatleri arasında zikredilen bir hadisi şerife göre Peygamberimiz şöyle buyurur: “Beş haslet bulunmayınca kişinin imanı kâmil olmaz: Allah’a tevekkül, Allah’a tefviz, Allah’ın emirlerine teslim, Allah’ın kazalarına rıza ve Allah’tan gelen felaketlere sabır.” İşte insanda bu hasletlerin hepsi, sabır zemininde yükselen Allah’a sonsuz güvenin sonucunda ortaya çıkar. Sabırsız insanın başına gelmedik şey kalmaz. Bu kişilerin hali, zamansız öten horozların haline benzer; öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar. İnsanın olgunlaşmasının önündeki en büyük yanılgılarından biri, güneşin doğacağı zamanı bilememesidir veya bu zamanı bekleyemeyecek kadar sabırsız olmasıdır.

(Dosya yazılarının tamamı İlim ve İrfan dergisi Kasım (2014) sayısında.)

Zat-ı Barisi dışında her şey fani olan, saltanatı dışında her şey son bulan yüce Allah’a hamdolsun....

İnsanoğlu tarih boyunca kendi özünün, anlamının arayışı peşinde koşmuştur. Ne olduğunu, nereden geldiğini ve nereye gittiğini daima sorgulamış...

İlim ve İrfan dergisinin Ekim, 2020 sayısı (sayı: 98) tedbir ve takdir dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016